Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bilim Dalında, 16 yaş üstü erişkin hastalarda, hipertansiyon, böbrek hastalıkları tanı ve tedavisi, böbrek yetmezliği gelişen hastalarda diyaliz (periton veya hemodiyaliz) ve organ nakli tedavi yöntemleri ünitemizin öğretim üye ve görevlileri başta olmak üzere uzman sağlık personeli tarafından gerçekleştirilmektedir.

Nefroloji, Hipertansiyon Polikliniği: Günde ortalama 70, yılda yaklaşık 20.000 hastaya ayrıntılı ayaktan tanı ve tedavi hizmeti, yatarak tetkik ve tedavisi gerektiren hastalar için 35 yatak kapasiteli servisi ile bu alanda hizmet vermektedir.

Hemodiyaliz: Kışla Diyaliz Merkezinde hemodiyaliz ünitesinde hastalar Hepatit B ve Hepatit C durumlarına göre ayrı salonlarda nefroloji uzmanı sorumluluğunda, diyaliz sertifikasına sahip hekim ve hemşire, psikolog, diyetisyen ve sosyal hizmet uzmanları ekibince tedavi edilmektedir. Ünitemize bağlı İskenderun merkezimizde 42 cihazı ile 170 hastaya ve Urfa merkezimizde 20 cihazı ile 100 hastaya hemodiyaliz hizmeti verilmektedir. Hastalarımıza tıbbi destek devamlı olarak sürdürülürken belirli aralıklarla da kurumumuzda tıbbi kontroller yapılmaktadır. Tüm diyaliz hastalarımızın aylık kan sayımları, biyokimyasal tetkikleri, akciğer grafileri, EKG ve Ekokardiyografileri ile izlenmektedir. İleri inceleme yapılması gereken hastalarımıza en son teknolojik cihazlarla laboratuar ve görüntüleme hizmetleri verilmektedir.

Periton Diyaliz: Merkezimizin sorumluluğunda 100 hastaya ayaktan periton diyalizi uygulanmaktadır.

Böbrek Nakli (Transplantasyon): Türkiye’nin en gelişmiş organ nakli ekibinin bir bölümü olan ünitemizde kadavradan ve canlıdan böbrek nakli yapılmakta olup, hastalarının ameliyat öncesi hazırlıkları ve ameliyat sonrası takipleri ayrıntılı olarak konunun uzmanları tarafından yapılmaktadır.

·  Hipertansiyon

·  Diyabetik Böbrek Hastalığı ( Diyabetik Nefropati)

·  Glomerülonefritler

·  Böbrek Enfeksiyonları ( Piyelonefritler)

·  Akut Böbrek Yetmezliği

·  Kronik Böbrek Yetmezliği

  Hipertansiyon

Yüksek kan basıncı demektir. Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg?dır. Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir. Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Hipertansiyonun Sınıflandırılması

1. Birincil(Esansiyel) Hipertansiyon

Hipertansiyon vakalarının %90?ı nedeni bilinmediğinden Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon olarak adlandırılır. Bilinen kesin bir nedeni yoktur.

2. İkincil Hipertansiyon

  • Böbrek hastalığı (böbrek doku ve damarlarında bozukluk)
  • Böbreküstü bezlerinin çeşitli hastalıkları
  • Bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları; kortizon, soğuk algınlığı ilaçları v.s)
  • Gebelik
  • Beyin tümörü veya kafa içi basıncın artması

Risk Grupları

  • Kalıtım: Ailesel yatkınlık
  • Cinsiyet: Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte kadınlarda menapoz sonrası görülme sıklığı artar
  • Yaş: Genellikle 35 yaş üzerinde ortaya çıkar
  • Obezite
  • Alkol
  • Sigara
  • Diyabet
  • Yanlış beslenme ve tuzlu diyetler
  • Hareketsiz yaşam şekli
  • Doğum kontrol ilaçları kullananlar
  • Stres

Hipertansiyonun Belirtileri: Sinsi bir şekilde belirti vermeden de ortaya çıkabileceği gibi özellikle ense kökünde zonklayıcı tarzda baş ağrısı, bulantı-kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak çınlaması, bulanık görme veya gözlerde kararma ve fazla idrar çıkarma gibi belirtiler göz ardı edilmemeli, hipertansiyon yönünden araştırılmalıdır.

Hipertansiyonun vücuda zararları nelerdir?

  • Ateroskleroz (Damar sertliği)
  • Beyin kanaması ve felç
  • Kalp krizi ve yetmezliği
  • Gözlerde görme kaybı
  • Böbrek hasarı gibi hastalıklar kişinin yaşam kalitesini bozar ve ömrünü kısaltır.

Bu nedenle hipertansiyon önemle tedavisi gereken bir hastalıktır.

Hipertansiyondan Nasıl Korunabiliriz?

Öncelikle ilaç dışı tedaviler şeklinde adlandırılan aşağıdaki yaşam tarzı değişikleri yararlı olacaktır.

  • Tuz alımının kısıtlanması
  • İdeal kilonun korunması
  • Sigara kullanılmaması
  • Alkol alınmaması
  • Düzenli egzersiz yapılması
  • Stresi kontrol yöntemlerini kullanmak.

İlaç dışı yöntemlerle tansiyonun istenen düzeye indirilemez ise çeşitli tansiyon düşürücü ilaçlar içersinden size en uygun seçimi doktorunuz yapacaktır. Düzenli kontrollerinizi yaptırın.

Diyabetik Böbrek Hastalığı ( Diyabetik Nefropati)

Kan şekerinin yüksekliği böbreğin süzme fonksiyonunun artmasına ardından da, damarlarında daralma gelişmesine neden olur ve sonucunda böbreklerde yaygın işlev bozukluğu oluşur. Diyabet nedeniyle oluşan böbrek hasarına "diyabetik nefropati" denir. Diyabette görülen böbrek hasarının sadece damarsal bozulmayla değil, genetik yapıyla da ilgili olduğu düşünülmektedir. Diyabetik nefropati (DN) diyabetin en önemli komplikasyonlarından birisidir ve günümüzde son dönem böbrek yetmezliğine (SDBY) yol açan en sık nedendir. Tip 1 diyabetiklerin % 30-40?ında, Tip 2 diyabetiklerin % 5-10?unda son dönem böbrek yetmezliği gelişir. Diyabeti olan hastalarda böbrek hasarı oluşup oluşmadığı idrarda protein olup olmadığına, varsa miktarına bakılarak araştırılabilir. Normal bir idrarda protein bulunmaz. İdrarda saptanan protein miktarının belli bir değeri aşması, ancak çok yüksek olmaması durumuna "mikroalbuminüri" denir. İdrarda "mikroalbuminüri" taramasına genellikle Tip 1 diyabetlilerde tanı konduktan 5 yıl sonra, Tip 2 diyabetlilerde ise hemen başlanır. Diyabete bağlı böbrek hasarı ilerleyici bir durumdur. Aynı kişide yüksek tansiyon (hipertansiyon) veya kan yağlarında yükseklik (hiperlipidemi) de varsa, böbrek hasarındaki ilerleme hızlanır. Bu nedenle sadece diyabetin değil, eşlik eden hastalıkların da kontrol altına alınması gerekir.

Korunma ve Tedavi

1. Kan şekeri kontrolünün sağlanması

2. Kan basıncının kontrol altında tutulması, hipertansiyon varsa tedavi edilmesi (Kan basıncı 130/80 mmHg olmalı

3. İdrar yolu enfeksiyonlarının zamanında tedavi edilmesi

4. Diyetin düzenlenmesi, protein alımının azaltılması (protein 0.8-1.0 g/kg/gün alınması)

5. Hiperlipidemi tedavisi: Kan yağlarının normal sınırlarda tutulması, kolesterol ve yağdan fakir diyet alınması

6. Düzenli egzersiz ve kilo verme. 

Glomerülonefritler

Böbreklerin içyapısında iltihabi bir hastalıktır. Belirti ve bulgular glomerülonefritin tipine göre değişir. Hastanın muayene edilmesi, kanda üre ve kreatinin bakılması ve basit idrar incelemesi ile glomerülonefrit tanısını koymak genellikle kolaydır. Muayenede glomülonefrit bulguları el, ayak ve göz kapaklarında şişme, idrar renginde koyulaşma ( idrar çay rengini alabilir ) ve yüksek tansiyondur. İdrar incelemesinde kanama ( hematüri ) ve protein kaybı (proteinüri) glomerülonefrit lehine bulgulardır. Glomerülonefrit tanısında asıl zorluk glomerülonefrite yol açan hastalığın saptanmasıdır. Glomerülonefrite yol açan neden genellikle saptanamaz. Glomerülonefritin tipini anlamak için böbrek biyopsisi yapılmalıdır, yani böbrekten mikroskobik inceleme için parça alınmalıdır.

Glomerülonefritler ne tür sorunlara yol açar?

Pratikte glomerülonefritler 5 şekilde karşımıza çıkar. Hastanın hiçbir şikayeti olmayabileceği gibi ileri böbrek yetmezliği de olabilir.

1. İdrar incelemesinde anormallikler: Hastada hiçbir belirti ve bulgu yoktur. Başka bir nedenle doktora giden hastaya yapılan idrar incelemesinde kanama veya protein kaybı saptanır.

2. Nefrotik sendrom: İdrarla günde 3 -3.5 gramdan fazla protein kaybı vardır. Hastanın el, ayak, yüz ve diğer bölgelerinde üzerine basınca iz bırakan şişlikler vardır. Ayrıca kanda albümin seviyesi düşer, kolesterol düzeyi artar.

3. Ani başlayan glomerülonefrit: Bu hastalarda ön plandaki sorunlar idrarda kanama, yüksek tansiyon ve vücutta sıvı birikmesidir. Çocuklarda streptokok enfeksiyonlarını takiben gelişen nefritlerin çoğu bu gruba girer.

4. Kronik (müzmin, uzun süreli) glomerülonefrit: Bu hastalarda idrarla kanama, protein kaybı, yüksek tansiyon ve şişlik vardır, hastalık uzun sürelidir.

5. Hızlı ilerleyen nefrit: Kısa sürede böbrek yetmezliği gelişir ve hasta diyaliz tedavisine ihtiyaç duyar.

Tedavi
Her hastada farklıdır. Böbrek biyopsisinin sonucu ve hastada mevcut olan sorunlara göre tedavi planlanır. Glomerülonefrit tedavisi kesinlikle uzman hekim, tercihen nefroloji uzmanı denetiminde olmalıdır. Tedavide başarısızlık kalıcı böbrek yetmezliğine yol açabilir ve hasta sürekli diyaliz tedavisine ihtiyaç duyabilir.

Böbrek Enfeksiyonları ( Piyelonefritler)

Mikroorganizmaların vücuda girerek böbreklere ulaşması ve burada iltihaplanmaya neden olması sonucu gelişir. Akut veya kronik olabilir. Böbrek enfeksiyonu ciddi bir hastalıktır. Tedavi edilmezse kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Ayrıca enfeksiyon etkeni kana karışarak, kanın zehirlenmesine ve ölüme yol açabilir.

Belirti ve Bulgular

Sırtta başlayarak kasığa doğru yayılan sürekli ağrı, titreme ile gelen ve aniden yükselen ateş, mesane boş olsa bile ani idrara çıkma isteği, bol miktarda idrar yapma, idrar yapmada zorlanma, ağrılı idrar yapma, bulanık veya kanlı idrar yapma, şiddetli bulantı ve kusmadır.

Risk Faktörleri

1. Böbrek taşları

2 . Doğumsal böbrek bozukluğu

3. Prostat bezinin büyümesi (Selim Prostat Hiperplazisi)

4. Gebelik

5. Sonda takılması

Tanıyasal Tetkikler

İdrar tahlili, idrar kültürü, tam kan sayımı, tam kan biyokimyası, idrar yolları film, intravönöz pyelografi, ultrason, sistoskopidir.

Tedavi

Etken olan mikroorganizmaya karşı uygun antibiyotiklerin kullanılması gerekir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda mutlaka idrar kültürü ve antibiyogram yapılmalıdır. Çıkan sonuca göre seçilecek antibiyotik 10-14 gün süreyle kullanılır. Tedaviden 2 ve 6 hafta sonra idrar tahlili tekrarlanmalı, idrarda hala bakteri varsa antibiyotik tedavisi tekrar edilmelidir. Ayrıca bol miktarda sıvı alınarak idrar akımı arttırılmaya çalışılır. Amaç mikroorganizmaların idrar yollarından atılmasına yardımcı olmaktır. Antibiyotik tedavisine direnen vakalarda tüberküloz (verem) araştırılmalıdır.

Korunma

Böbrek enfeksiyonlarının çoğu mesanede başladığı için, bakterileri idrar yollarından uzak tutmak gerekir. Bu amaçla aşağıdaki basit kurallara dikkat etmek yararlı olacaktır. Tuvaletinizi yaparken hijyenik kurallara dikkat edin. Her dışkılamadan sonra anal bölgenizi temizleyin. Kadınlar idrar yollarına bakteri geçişini engellemek için önden arkaya doğru temizlik yapmalıdırlar. İdrarınızı tutmayın. Her seferinde mesanenizi tam boşalttığınızdan emin olun. Pamuklu iç çamaşırları giymeye gayret edin. Bölgede ısı ve nem tutan iç çamaşırları giymeyin. Bol bol sıvı için.

Akut Böbrek Yetmezliği

Böbrek fonksiyonlarının hızla bozulması so­nucu, kanda üre kreatinin yüksekliği ve idrar miktarında azalmanın (24 saatte 400 ml.nin altında idrar) eşlik ettiği bir durum olarak tanımlanır.

Akut böbrek yetmezliğinin pek çok nedeni vardır. Kalp yetmezliği, vücudun herhangi bir yerinden kanama, yanıklar, aşırı ishal veya kusma, aşırı idrar söktürücü ilaç alınması gibi durumlarda vücut suyunun azalması ve dolayısıyla böbrek kanlanmasının azalması sonucunda

gelişebildiği gibi, glomerulonefrit, pyelonefrit gibi primer böb­rek hastalıkları, diyabet ve sistemik lupus eritematozus gibi sistemik hastalıklar, böbreklere zararlı madde veya ilaç alınması, taş, tümör, prostat hipertrofisi gibi nedenler­le idrar akımının engellenmesi sonucunda da akut böbrek yetmezliği gelişebilir.

Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Bulgular

Akut böbrek yetmezliğinin klinik seyrinde idrar miktarının azalması (oligüri) ve idrar miktarının artma (diürez) evresi görülür. Hastalığın belirti ve bulguları içinde bulunduğu evreye göre farklılık gösterir.

Oligüri Evresi: 1-2 hafta ya da haftalar sürebilir. Bu evrede en önemli belirti, idrar miktarının azalması ya da hiç idrar yapamamadır. Kanda potasyum sülfat, kreatinin, fosfor, kanda üre yükselir. Üremik zararlı maddelerin vücutta birikmesine bağlı bulantı, kusma, iştahsızlık, kilo kaybı, kansızlık, vücutta kaşıntı, Su birikimi nedeniyle ödem, kan basıncı yüksekliği, idrar tahlilinde proteinüri ve hematüridir.

Diürez Evresi: İd­rar miktarı artar. Günlük idrar miktarı günde 1- 2 litre. ya da 3-4 litreye.'ye kadar artar, kanda yükselen metabolik atıklar ve elektrolitler norma­le döner. Hastalığın iyileşmesi 3-ay sürebilir.

Akut Böbrek Yetmezliği Tedavi

Akut böbrek yetmezliği için tedavi içinde bulunduğu evreye göre planlanır.

Tedavide Amaç

Yetmezlik nedenini ortadan kaldırmak, sıvı-elektrolit dengesini düzenlemek, metabolikkomplikasyonları ve enfeksiyonları önlemek, böbrek fonksiyonları düzelinceye kadar hastayıhayatta tutmaktır. Aldığı çıkardığı sıvı dikkatle hesaplanır, çıkardığı idrardan fazla kesinlikleverilmez (akciğer ödemi gelişebi­lir). Hastaya verilecek sıvı miktarı; bir gün önce çıkardığıidrar miktarı + fizyolojik kayıp (500 ml) = günlük verilecek sıvı miktarı. .İdrar miktarıarttıkça verilen sıvı miktarı da artırılır. Proteinden kısıtlı ya da proteinsiz, tuz ve potasyumdankısıtlı ve hastanın enerji gereksinimini sağlaması için bol karbonhidratlı be­sinler (şekerleme,şekerli sıvı, bal gibi) verilir. Kilo kontrolü yapılır. Kilo artışı fazla sıvı verildiğini gösterir.Hastanın idrarı yeterli oranda artmaz ve kan değerleri (üre, kreatinin ve potasyum) hayatı tehditedecek düzeyde artarsa diyaliz tedavisi başlanır.

Kronik Böbrek Yetmezliği

Kronik böbrek yetmezliği böbreklerin tüm işlevlerin geri dönüşümsüz olarak bozulmasıyla üremi tablosunun ortaya çıktığı böbrek hastalığıdır. Üremi: kanda ürenin normal değerinin üzerinde olması nedeniyle ortaya çıkan semptomlar grubudur. Ülkemizde kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri diyabetes mellitus ve hipertansiyondur. Ayrıca glomerülonefritler, böbrek taşları, enfeksiyonlar, böbreği ilgilendiren sistemik hastalıklar: (SLE, PAN, skleroderma ), böbreğin doğumsal anomalileri: (polikistik böbrek, hipoplastik böbrek, böbreklerin multipl kistik hastalığı), nefrotoksinler (bazı antibiyotikler, ağrı kesicilerin aşırı kronik kullanımı, altın, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller), idrar yollarının tümör veya yapısal bozuklukları, böbreğin damarsal hastalıkları ( iki böbrek damarında darlık) böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Böbrek yetmezliği gelişip ilerledikçe, böbreğin işlevlerinin bozulmasıyla pek çok sorun ortaya çıkar

Vücuda zararlı üre ve kreatinin düzeyleri artar

Su ve sodyum bikrimi sonucu kan basıncı yüksekliği ve vücutta şişlik ( ödem) gelişir

Kansızlık gelişir

Kemik metabolizması bozulur

Kanda potasyum seviyesi yükselir ve buna bağlı kalp ritim bozuklukları oluşabilir

Kalp ve damar hastalıkları gelişebilir

Halsizlik, yorgunluk, bulantı kusma, kaşıntı, ağızda tat bozukluğu, bacaklarda huzursuzluk, nefes darlığı, ruhsal bozukluklar ve şuur bulanıklı, koma ortaya çıkabilir.

Tedavi:

Böbrek işlevlerinin ileri derecede bozulduğu son dönemde ( süzme işlevinin %90 dan fazlasının kaybı) yaşamın devam edebilmesi için hemodiyaliz, periton diyalizi veya böbrek nakli tedavilerinden birinin uygulanması gereklidir.

Sıkça Uygulanan Tanı Yöntemleri

BÖLÜMÜMÜZE MUAYENE İÇİN GELEN HASTALARIN DAHA ÖNCEYE AİT TETKİK VE TEDAVİ SONUÇLARINI, KULLANMAKTA OLDUKLARI İLAÇLARI, EĞER KAN BASINCI SORUNLARI VARSA EN AZ BİR HAFTALIK KAN BASINCI TAKİPLERİNİ GETİRMELERİ MUAYENE SÜRECİNİ KISALTACAKTIR.

TAM KAN BİYOKİMYASI

Açlık kan şekeri, kan üre azotu, kreatinin, sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfor, kolesterol, total protein, albümin, karaciğer fonksiyon testlerini kapsamakta olup hastaların 12 saatlik açlık kan örneğinden bakılmaktadır.

TAM KAN SAYIMI
TAM İDRAR TAHLİLİ
24 SAATLİK İDRAR İNCELEMESİ

24 saatlik idrar toplanması, sabah uyandığınızda yaptığınız ilk idrarla başlayacaktır. Bu ilk idrar tuvalete yapılacak, bundan sonra gün içinde yapılan tüm idrarlar ve ertesi sabah uyandığınızda yapacağınız ilk idrar temiz bir su kabında biriktirilecektir. Böylece bir gün önce başlanan idrar toplama işlemi ertesi gün tamamlanacaktır. Topladığınız idrarın tümünü Laboratuvarı'na getirmeniz gerekecektir. Laboratuvarında idrar miktarınız ölçülecek ve protein düzeyinin ölçülmesi için bir miktar ayrılacaktır.

BATIN ULTRASONOGRAFİ
RENAL DOPPLER USG
RENAL ANGİOGRAFİ
RENAL SİNTİGRAFİSİ
AYAKTAN KAN BASINCI MONİTORİZASYONU
PERKÜTAN BÖBREK BİYOPSİSİ

Böbrek kaynaklı kanama, idrarda protein varlığı, böbrek testlerinde nedeni bilinmeyen yükselme gibi durumlarda ultrasound eşliğinde böbrekten parça alınması işlemidir.

Biyopsi Öncesinde Bilinmesi Gerekenler

Böbrek biyopsisi öncesi ultrasonografi ile böbrekleriniz değerlendirilir

Böbrek biyopsisi için işlem sonrası en az 24 saat hastanede kalmanız gerekmektedir. Bu nedenle yatış işlemleri için uygun sevk ile gelmeniz gerekmektedir.

İşlemden en az 6 saat önce herhangi bir şey yememeniz gerekmektedir. Ancak düzenli olarak kullanılan kalp ve hipertansiyon ilaçları çok az miktarda suyla alınmalıdır. Aspirin ve kanı sulandıran diğer ilaçların biyopsi yapılacak hastalarda en az 7-10 gün önce kesilmelidir. Eğer bu ilaçlardan birisini kullanıyorsanız, durumu lütfen doktorunuzla konuşunuz.

Biyopsi ultrasonografi eşliğinde girişimsel radyoloji bölümünce deneyimli uzmanlarca yapılmaktadır. İğne biyopsisi olarak adlandırılan bu işlemde bir süre yüzüstü yatmanız gerekmektedir. Sırtta böbrek bölgesinde deri, deri altı ve böbrek zarınız lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra böbrekten iğne ile 2 adet parça alınmaktadır. Parçalar yaklaşık 1- 1.5 cm uzunluğunda ve 0.3- 0.5 mm çapındadır. Böbrek biyopsisinde az da olsa kanama riski vardır. Bu nedenle işlemden sonra 24 saat süre ile hastanede izlenmeniz ve tuvalet ihtiyacınızı yatakta yapmanız gerekebilir. Bu süre zarfında size yardımcı olabilecek bir refakatçiye ihtiyacınız olacaktır. İşlem sonrası yapacağınız idrarların kanama açısından değerlendirilmesi gerekecektir. Bu nedenle idrarınızı dökmeden önce doktorunuza göstermeniz gerekmektedir

İşlemden sonraki gün herhangi bir sorun olmazsa taburcu edilebilirsiniz. Böbrek biyopsi sonucunuz birkaç gün içerisinde rapor edilecektir.

 

  Tedavi yöntemleri

 Hemodiyaliz

Hemodiyaliz işlemi, böbrek fonksiyonları ileri derecede bozulmuş olan hastalarda böbreğin bazı fonksiyonlarının makina aracılığıyla düzeltilmesini sağlamaktadır. Bu işlemde kanda biriken üre ve diğer maddeler bir filtre aracılığıyla süzülerek vücuttan uzaklaştırılır. Bu

işlemin gerekliliği ve sürekli uygulanıp uygulanmayacağı doktorunuz tarafından size bildirilecektir.

Hemodiyaliz işleminin uygulanabilmesi için damar giriş yoluna ihtiyaç vardır. Bu ya ameliyatla el bileğinde iki damarın birleştirilmesi ile (fistül) ya da boyunda büyük bir damara kateter takılarak sağlanır. Uzun süre hemodiyaliz tedavisine ihtiyaç duyan hastalarda en sağlıklı yöntem fistül açılmasıdır. Fistül en az 4-6 haftada kullanılır hale geldiği için, hemodiyaliz tedavisine başlanmadan bir sure önce hazırlanmalıdır. Kateter uygulaması acil diyalizlerden önce ve fistülü olmayan ya da çalışmayan hastalarda yapılmalıdır.

Hemodiyaliz ihtiyacı olduğunda doktorunuz Hemodiyaliz Ünitesi ile temasa geçerek sizin için uygun zamanı ve diyaliz reçetesini planlayacaktır. Diyaliz işlemi 4 saat süren bir işlemdir. Bu süre zarfında bir yatakta yatacak ve makina yardımı ile diyaliz olacaksınız.

Periton diyaliz

Periton diyalizi de hemodiyaliz gibi ileri derecede böbrek fonksiyonları bozulmuş hastalarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu işlemde kanda biriken üre ve diğer maddeler karın zarı aracılığıyla süzülerek vücuttan uzaklaştırılır. Bu tedavinin size uygun olup olmadığı ve nasıl uygulanacağı doktorunuz tarafından kararlaştırılacaktır.

Periton diyalizi uygulanabilmesi için karın içine kateter yerleştirilmesi gereklidir. Bu işlem Genel Cerrahi Bölümü'nce bir ameliyatla gerçekleştirilir. Periton diyalizi işlemi ayaktan, ev koşullarında yapılan bir tedavidir. Hasta periton diyalizi eğitimini aldıktan sonra diyaliz işlemini evinde gerçekleştirmektedir. Periton diyalizi eğitimi ve uygulamaları deneyimli sağlık personeli tarafından Periton Diyalizi Ünitesinde gerçekleştirilmektedir.

Böbrek Nakli (Transplantasyon)

Canlı ya da kadavra vericiden yapılabilir. Bu işlemin gerçekleştirilmesi için alıcılar ve vericilerin ayrıntılı olarak değerlendirilecek ve gerekli testler yapılacaktır. Hastanemiz Hemodiyaliz Merkezinde diyaliz tedavisi gören ve böbrek nakline tıbbi engeli olmayan hastalar düzenli aralıklarla değerlendirilerek böbrek transplantasyonu bekleme listesine dahil edilirler. Bunun dışında diğer merkezlerde diyaliz tedavisi gören hastalara da arzu ettikleri takdirde bu hizmetler sunulmaktadır.

Canlıdan böbrek nakli vericileri, hastanın 1-2-3-4. dereceden akrabası veya kayın akrabası olması, vericilerin aynı kan grubundan olması, hipertansiyon ve diyabet, bilinen böbrek hastalığı başta olmak üzere verici olmalarını engelleyecek ciddi bir sağlık sorunlarının olmaması gerekir. Bu hastalarda temel tanısal testlerden sonra doku tiplendirmesi ve tomografi eşliğinde böbrek damarlarının görüntülenmesi yapılmaktadır. Uygun alıcı ve vericiler Transplantasyon Konseyi'nde tartışıldıktan sonra Genel Cerrahi Bölümünce böbrek transplantasyonu gerçekleştirilmektedir. Transplantasyon sonrası bir komplikasyon olmadığı takdirde 7-10 gün hastanede yatmanız gerekmektedir. Vücudun takılan organı ret etmemesi için çeşitli ilaçları ömür boyu kullanmanız gerekmektedir. Transplantasyon sonrası hastalarımız poliklinikte düzenli aralıklarla takip edilmektedir.

 


İletişim Bilgileri

0 322 327 27 27