Organ bağışı; kişi hayata iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir. Yasalara göre 18 veya üstünde bir yaşta olup akli dengesi yerinde olan herkes, Sağlık Müdürlüklerine, hastanelere ve organ nakliyle ilgili dernek ve kuruluşlara başvurarak iki tanık huzurunda kendisi öldükten sonra organlarını bağışladığını belirten belgeyi imzalayarak organ bağışı yapabilir.

Bağış belgesini imzalayan bağışçıya organ bağış kartı da verilir. Bağış belgesi Türkiye Organ ve Doku Bağış Bilgi (TODBS) sistemine işlenerek kişinin kaydı resmileştirilir. Kişi bağış kararından vazgeçecek olur ise bunu bağış yaptığı merkeze bildirmesi yeterlidir.

.Diğer taraftan kişinin kendi rızası ile yapmış olduğu organ bağışı olsa dahi şu andaki mevcut yasalar gereği ölen kişinin yakınlarının da rızası alınmaktadır. Böyle bir durumda yakınları olumsuz yanıt verir ise hiçbir şekilde kişinin organları alınamamaktadır.

Organ bağış belgesi  olmasına rağmen aileden izin alınıyor olması neden hayattayken organ bağışı yapayım ? o zaman sorusunu akıllara getirmekte dir. Bu belgenin önceden doldurulmasının en önemli sebebi hiç beklenmedik bir anda yakınını kaybettiğini öğrenen bir kişinin organ bağışı için karar vermesi zordur.

Yakınlar ancak hayatta iken organlarını bağışladığını belirten kişiler için hızlı karar verebilmektedirler. Aslında hayatta iken organ bağışı yapmanın asıl amacı böyle bir durumun meydana gelmesi ile yakınlarımıza bir nevi vasiyet bırakarak bu konuda ki kararın hızlı bir şekilde alınmasını sağlamaktır.

Toplumda her ölen kişiden organ nakli yapılabilir diye bilinir fakat bu durum sanıldığı gibi değildir. Kadavradan organ nakli; genellikle trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması, vb. nedenlerle yoğun bakım da tedavisi devam ederken, beyin ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde yapılabilir.

Kişi hastanenin herhangi bir kliniğinde bile ölmüş olsa, solunum cihazına bağlı değilse ve beyin ölümü olmamışsa bu kişilerden organ nakli yapılamaz. Beyin ölümünde komadan farklı olarak beyin fonksiyonları geri dönüşümsüz olarak kaybolmuştur ve yapılacak tüm tıbbi tedaviye rağmen kısa süre içinde tüm organlar işlevini yitirecektir. Bu kişiler tıbben ölüdürler ve bir daha hayata dönmeleri mümkün değildir.

Beyin ölümüne bir heyet tarafından karar verilir ve bu bir belge ile resmileştirilir. Bu resmi belge hazırlanmadan beyin ölümü kesinlik kazanmamış sayılır ve kişinin organları asla alınmaz. Beyin ölümü kesinlik kazanmış kişinin yakınları ile görüşülür. Aile onayı alınır ise organ nakli koordinatörlerince ilgili Organ Nakli Bölge Koordinasyon merkezine haber verilerek süreç başlatılır.

Kadavra Vücuduna Saygı; Organlarını bağışlayan kişinin organları alındıktan sonra kadavranın vücut bütünlüğü ameliyat ekipleri tarafından korunmaktadır. Ameliyat izi haricinde vücudunda herhangi bir bozukluk oluşmaması için özen gösterilmektedir.

Organ bağışının dinen bir sakıncası var mı? konusunda ise birçok kişi farklı yorumlar yapmıştır. Ancak büyük dinlerin tamamı organ bağışını onaylamakta hatta desteklemektedir.

Kuran-ı Kerim’de de kim bir insana hayat verirse onun tüm insanlara hayat vermişcesine sevap kazanacağı beyan olunmaktadır.(Maide Suresi, ayet 32)

Prof.Dr.Mehmet Haberal’ın 1980 yılında yaptığı başvuru üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 3 Mart 1980 tarihinde bu konu ile ilgili bir karar almış ve bu kararda organ naklinin caiz olduğunu vurgulamıştır. Bu karar tüm İslam alemine öncülük etmiştir. Karara göre;

*Zaruret (İnsanın elinde olmayarak hasıl olan sebep)halinin bulunması,

*Hastalığın bu yolla tedavi edileceğinin doktor tarafından onaylanması,

*Doku ve Organ veren kişinin bu işlem sırasında ölmüş olması,

*Verilen doku ve organ karşılığında hiçbir ücret alınmamış olması,

*Tedavi edilen hastanın da yapılacak nakle razı olması durumunda caizdir. denmiştir.

Organ bağışı hastanemiz aracılığı ile de yapılabilmektedir.