Meme kanseri ameliyat öncesi hastalık yayılımı açısından (metastaz açısından) değerlendirilir. Meme kanseri koltuk altı lenf bezleri dışında vücudun herhangi bir yerine yayıldıysa (karaciğer, akciğer, kemik vb) bazı özel durumlar dışında genellikle sınırlı ameliyatlar yapılır.  Hastalar ameliyat sonrası önlem amaçlı tedaviler acısından değerlendirilir. Meme kanseri erken evrede bile sistemik bir hastalık olarak kabul edilir. Çok erken evre olarak kabul edilen hastalarda bile kanda kanser hücrelerinin bulunabileceği gösterilmiştir. Kanser ameliyattan 10-20 yıl sonra bile yineleyeblmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası hastalara hastalığın yayılım riskini azaltmak amacıyla adjuvan tedavi olarak adlandırılan tedaviler uygulanır. Bu tedaviler,

  • kemoterapiler,
  • hormonal tedaviler
  • biyolojik ajanlar olarak gruplandırılır.

Hastaların bu tedavi seçeneklerinden hangisinin veya hangilerini kullanacağı, her hasta için ayrı olarak ameliyat sonrası değerlendirilir. Her hastaya verilen standart tek bir tedavi yoktur. Bu tedaviler meme kanserli hastanın hastalık evresi ve tümörün taşıdığı özelliklere göre seçilir. Tedavi seçiminde en çok yol gösterici olan faktörler:

  • Tümörün çapı,
  • Koltuk altı lenf bezi metastazı olup olmaması,
  • Hastanın menopoz durumu,
  • Patoloji bölümü tarafından yapılan özel boyamaların (estrojen reseptörü, HER-2) sonuçları, histolojik grade’dir (tümörün atipik hücreler tarafından zengin olma derecesi).
  • Ayrıca son yıllarda kullanıma giren oncotype dx ve mammaprin gibi meme kanseri dokusunda kişiye özel yapılan genetik testler de hastanın kemoterapiden mi yoksa hormonal tedaviden mi daha çok fayda göreceği göstermektedir. Bu testlerin uygun hastalarda kullanımı hastanın gereksiz kemoterapi kullanımının önleyebilmektedir.

Kemoterapi bazı durumlarda ameliyat öncesi de yapılabilir. Bu uygulama neoadjuvan tedavi olarak isimlendirilir. Hastanın meme koruyucu cerrahi istediği olması ancak tümör boyutunun büyük olması nedeni ile mümkün olmadığı durumlarda kemoterapi ameliyat öncesinde verilebilir. 4 veya 8 kür kemoterapi sonrası ameliyat yapılır. Neoadjuvan kemoterapinin bir üstünlüğü de kemoterapinin tümör üzerine etkinliğinin izlenebilmesidir.

 

Kemoterapi:

Hastaların meme kanseri tedavisi alırken genellikle en çok korktukları tedavi seçeneğidir. Güncel kemoterapi ilaçları ile kemoterapiye bağlı ölüm veya çok ciddi yan etki görülme riski çok nadirdir. Günümüzde ameliyat sonrası çoğu hastaya uygulanması önerilmektedir. Ameliyat sonrası genellikle bir ay içinde kemoterapiye başlanır. Hasta ve hasta yakınlarının yan etkiler açısından tedavi öncesi iyi bir eğitim almaları çok önemlidir. Hasta oluşabilecek yan etkilerle ilgili bilgi sahibi olmalı ve hangi durumda polikliniğe, gerekirse acil servise başvuracağını bilmelidir. Onkoloji uzmanın bilgilendirmesi dışında onkoloji hemşiresinden eğitim alınmalı ve hazırlanan kemoterapi el kitabının iyice incelenmesi önemlidir. Son yıllarda kullanıma giren bulantı önleyici ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma artık kemoterapinin korkulan bir yan etkisi olmaktan çıkmıştır. Kemoterapi genellikle 21 günde bir uygulanır. Hastalığın durumuna göre 4-8 kez verilir. Bu da toplam 3-5 aylık kemoterapi süresine denk gelir.

Hormon Tedavisi:

Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri  aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde amaç, östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisini ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Menopozda olmayan hastalarda genellikle 5 yıl süreyle tamoxifen tedavisi verilir. Tamoxifen alan hastaların kadın hastalıkları ve doğum bölümünce rahim kanseri gelişme riski açısından takip edilmesi gerekmektedir. Ayrıca  menopoza girmemiş östrojene duyarlı meme kanseri olan hastalarda kemoterapiden sonra, adet görmeyi engelleyen iğne tedavileri bir veya üç aydabir olarak 2-3 yıl boyunca kullanılmaktadır. Menopozdaki hastalarda letrazol ve anastrazol tabletleri  kullanılır. Reseptörleri negatif olan hastalarda hormonal tedavi yapılmaz.

Biyolojik Tedavi:

İnsan epidermal büyüme faktörü reseptörü-2 (HER-2)  meme kanseri hastalarının yaklaşık %20’sinde bulunur. HER-2 pozitif hastalar diğer hastalara göre artmış tekrarlama riskine sahiptir.  2000’li yıllarda ilk olarak metastatik hastalıkta kullanıma giren trastuzumab adlı ilaç son yıllarda erken evre meme kanserinde de kullanılmaya başlanmış olup tekrarlama riskini belirgin olarak azalmıştır. Halk arasında akıllı ilaç olarak bilinen bu ilacın klasik kemoterapilerin yaptığı saç dökülmesi ve bulantı kusma gibi yan etkileri yoktur. Nadir olarak kalp yetmezliği yapmaktadır ve hastalar üç ayda bir kardiyoloji tarafından bu yönden takip edilir.